23 Aralık 2009 Çarşamba

PROVOKATÖR MEDYA , PROVOKATÖR HÜKÜMET

Batının, ülkemiz üzerinde açık açık, göstere göstere oynadığı iğrenç, aşağılık oyun ve Avrupa Birliği’ne para ve bencil mutluluklar için, ne olursa olsun, yüze bile tükürülmeyi yağmur saymak deliliği ile girmek çabaları beni öylesine öfkelendirdi ki bana "Avrupa duy beni" adlı şiirimi yazmaya zorladı. Anladım ki batı, başka dilden anlamayacak. O şiirimden bir gün önce de "Polisler suç işliyor, savcılar neden bir şey yapmıyor?" adlı yazımı yazmıştım, ülkede, hukukun polisçe bile hiçe sayıldığını ve bu gidişin kötü olduğunu anlatabilmek için. Ve iki gün sonra, Muş’ta, bir esnaf "göstericileri" silahla taradı ve ikisinin ölümüne neden oldu.

Medya, haber bültenlerinin ilk 15-20 dakikasını, kasıtlı olarak Kürt, Dtp ve pkk haberlerine ayrıyor, bu haberleri vermek için yarışıyor, diye uyarmıştım daha önce de. Açık açık söylüyorum; medya gündüzleri karı oynatıp akşamları da Kürt, Dtp, pkk haberleri vermek için yarışıyor… Medya, ne yaptığını bilmez bir pavyon medyası niteliğine dönmüştür… Bazı internet sitelerinde, ordunun , faşist pkk’ye karşı operasyon haberlerine, resim olarak askerin resimleri yerine pkk’nin eğitim resimlerini, propoganda resimlerini koyanlar vardı, bu hainlikleri doğal ki ilgimi çekti ve bunları şikayet edip bu hainliği önledim ki içlerinde büyük bir gazetenin sitesi ve ünlü bir haber sitesi de vardı… Sanıyorlar ki bir ülkede herkes uyur…

Medya; ellerinde molotoflarla, taşlarla sokaklara, insanları, araçları ve iş yerlerini yıkmak; yaralamak, cinayet, kundaklama için çıkmış insanlara "gösterici" demekte. Ve eğer yaşları, 18 altında ise çocuk demekte ve hem bu cinayet ve kundaklama eylemlerini hem de bu amaçlı eylem yapan faşist pkk’lileri masum göstermeye çalışmaktadır…

Gösterici başka şeydir. Gösterici, gösteri yapmak için sokağa çıkar; insanları, araçları, iş yerlerini yakmak, taşlamak İnsanları yaralamak, öldürmek için değil. Bu amaçla sokaklara çıkıp eylem yapanlara gösterici değil haydut, eşkıya, terörist, cani denilir. Sivas’ta otel yakıp insanları öldüren dincilere demediğini bırakmayanlar nedense insanları, araçları, iş yerlerini yakan faşist pkk’lilere "gösterici" demektedir.. Sanırım bu "göstericiler" medyaya saldırsalardı, medya bunu yapmazdı ama demek ki medya "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" dediği gibi bir de kendine dokunmayan yılanlardan reyting yapmaya çalışıyor. Eminim ki bu ruhsuz, kişiliksiz, psikopat, sosyopat, pavyonsal medya, 1919’da olsaydı; Kurtuluş Savaşı’nda yer almak yerine emperyalistlerin Anadolu’yu işgalini naklen verip reyting yapmakla uğraşacaktı…

İşin daha ilginci, hükümetin de bu pkk’lilere "gösterici" demesi… Hükümet bile gösterici ile teröristi eşit tutuyorsa medyaya ne diyebiliriz ki… Ama aynı medya ve hükümet; Ergenekon Örgütü’ne terörist demektedir zevkle… Bir medya, bir hükümet; insanları, araçları ve iş yerlerini yakmak, ülkeyi bölmek, yıkmak için sokaklara çıkanlara terörist yerine gösterici diyorsa, bunu durup bir düşünmek gerekir.

Teröristlere, pkk faşistlerine; çocuk, gösterici, demokratik açılım, v.b. gibi adlarla şirinlik, masumluk kazandırmaya bilerek ya da bilmeyerek hizmet etmek, gerçek provokasyon’nun ta kendisidir. Öyle ki Muş’taki bu ölümlü olaydan sonra Muş valisi, yani devletin valisi bile "Toplumun, ülkenin hassas değerleriyle oynamayın" diye hükümeti uyarmak cesaretini göstermiş, bu cesarete zorlanmış, taşırılmıştır…

Bu medya ve hükümet iyi ki Yunanlılar, İzmir’i işgal ettiklerinde yokmuşlar yoksa Türk Halkı’na; sakin olmalarını, provokasyona düşmemelerini, bunun bir provokasyon olduklarını söyleyeceklermiş. Gerçek provokasyona; halka sakin olmalarını, olaylara seyirci kalmalarını söyleyerek medya ve hükümet yapmaktadır. Aynı hükümet, Sivas katliamı sırasında başbakan olsaydı, bu katliam için ne derdi acaba? Aziz Nesin’i mi suçlardı, katliamcıları mı? Aziz Nesin’i suçlayacağını düşünüyorum. Öyleyse şimdi neden aynısını yapıp da sokaklardaki pkk faşistlerine "çocuk", "gösterici" demeyip de terörist, faşist diyerek yapmıyor? Oysa Mhp’ye kolaylıkla faşist diyebiliyordu… Demek ki medyaya ve hükümete göre yurtseverler, milliyetçiler, komünistler faşist ama bölücüler, Abd, Ab, pkk değil. "Terörün vatanı, milliyeti, dini olmaz" diyenler, neden acaba "terörün yaşı olmaz" da demeyi öğrenmiyorlar? Çocuğuna tokat atanı, mahkemeye verip çocuğunu elinden alıp kurumlara verenler neden acaba insanları, araçları, iş yerlerini yakan çocukları, ailelerinden alıp kurumlara vermiyorlar? Kadına, çocuğa şiddete karşı olanlar neden acaba çocukların şiddetlerine seyirci ve olumlu yaklaşıyorlar? Kendilerine "Sivil Toplum Örgütleri" diyen ama gerçekte ise emperyalizmin ajan sivil toplum örgütleri olan örgütler neden acaba faşist pkk yanlısı bu sözde çocukların ve göstericilerin terörüne cephe alıp tepki göstermiyorlar?

Evet tüm bunlar yapılmadığı için ki Muş’ta bir esnaf, kendini ve malını korumak için, bu sözde göstericilere silahla ateş etmek zorunda bırakılıyor. Gerçekte toplum, sakin olmaya, tepkisiz olmaya çağrılarak emperyalizmin gerçek provokasyonuna düşüyor medya ve hükümet… Gerçek provokasyon, bu çağrıdır; teröristlere çocuk, gösterici demektir…

Medyanın, domuz gribiyle ilgili haberlerine, "Böyle haber verip durmayın, konuyu abartıyorsunuz" diye tepki gösteren hükümet , neden acaba, medyanın, haber bültenlerini Kürt, Dtp ve pkk haberlerine, gösterilerine bu kadar çok ve en başta yer ayırmasına ve teröristlere çocuk, gösterici yerine neden terörist, faşist dememelerine ve polislerin, yakaladıkları göstericileri adalete teslim etmek yerine şeker, muz, ayakkabı, top vererek salmalarına tepki göstermiyor? Her olayın altında Ergenekon arayan başbakan neden acaba Tokat’taki terör olayının arkasında pkk aramakta zorlandı?

Demokrasinin temel ölçütü hukuka, yasalara uygunluk değil emperyalizme, sömürüye, barbarlığa karşı olmaktır. Bu nedenle, emperyalizme karşı olmayan herkes faşistin, demokrasi karşıtlığının önden gidenidir… Kendilerine, sivil toplum örgütü diyenleri uyarıyorum: Siz gerçekte bu toplumun örgütleri değil Abd ve Ab emperyalizmlerinin örgütleri, ajanları, provokatörlerisiniz…

Emperyalizme ve maşalarına karşı tepkisiz kalmak ne Atatürkçülük’le ne milliyetçilikle ne komünistlikle ne dinlilikle bağdaşmaz…

Gerçek provokasyon, sokakları emperyalizmin, faşist pkk’nin uşaklarına teslim, terk etmektir… İşte bu provokasyona düşüldüğünde ki emperyalizm amacına ulaşır. Gerçek provokasyon, emperyalizme, barbarlığa, teröre sessiz, duyarsız kalmaktır…

Medya aklını başına toplamalı; emperyalizmin, faşist pkk’nin değil bağımsız, özgür ve Ulusal Türkiye’nin medyası olmalıdır; ekranlarında karı ve faşist pkk’yi oynatıp haince reyting yapmayı bırakmalıdır… Ülkeler hukukları kör, sağır, dilsiz olsalar da hukuk böyle bir hukuku korumaz. Türklerin sabırı; çay pişirmek için ateş yakmakta değil demir dağı eritmek gerektiğinde biter.

Kurtlar Vadisi dizisine, faşist, çocuklara kötü örnek oluyor, diye tepki gösterenler acaba neden sokaklarda insanları, araçları, iş yerlerini yakan pkk faşistlerine aynı tepkiyi göstermiyorlar? Adım gibi eminim ki Kurtlar Vadisi dizisine tepkiyi örgütleyen de Türkiye’de, emperyalizm ve faşist pkk karşıtı ulusalcı milliyetçiliğin oluşmasını önlemeye çalışan Abd ve Ab emperyalistlerinin, faşistlerinin kendileriydi…

Unutmasınlar ki Atatürk öldü ama Atatürk’ler ölmedi….

Sus, sustukça sıra sana gelmez belki ama susmakla provokasyona düşmemiş değil düşmüş olacaksın ey toplum… Provokasyona düşmemek istiyorsan bağır; düşmana anladığı dilden karşılık ver… Yoksa bu medyanın ve hükümetin gözünde, emperyalist Avrupa’nın, Anadolu’yu işgal etmesine karşı savaşmış olan Mustafa Kemal bile provokasyona düşmüş sayılır. Bu hükümet; Abd ve Ab emperyalistlerinin dost değil düşman olduğunu öğrenmeli… Ama ne Tbmm ne Türkiye acemi siyasetçileri, cahil siyasetçileri, bilinçsiz siyasetçileri eğitim merkezi değildir…

Medya ve hükümet; pkk faşistlerine gösterici, çocuk değil terörist, faşist, eşkıya, haydut demelidir yoksa emperyalizmin bu provokasyonuna ortak sayacak tarih onları… Onları masum göstermeye, demokratik göstericiler göstermeye değil medyanın Cumhurbaşkanı’nın bile hakkı yok…

Emperyalizme ve teröre karşı savaş ve ulusal, bağımsız, özgür, ileri Türkiye; etnikçilik, objektivizm, futurizm, yaşam koçluğu, astroloji, medyumluk, cinsel yozlaşma, reenkernasyon gibi emperyalizmin felsefelerine karşı savaşla birlikte yürütülmedikçe başarıya ulaşamaz...

Gerçek ki Türkiye'de, kapitalistler gibi devrimciler, ilericiler, laikler, demokratlar da yozlaşmışlar...

Demokratik açılım geçekte ''provokatif açılım''dır...

Hukukçular, yüz yıllık uykunuz daha bitmedi mi? Yahu Roma İmparatorluğu yıkılalı nice oldu, sizin Roma Hukuku'nuz hala yıkılmadı... Ne hukukmuş be...

(İlgili yazım: Polisler suç işliyor, savcılar neden bir şey yapmıyor?)

Necdet Gürçiftçi

2009-aralık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder